Aile: Hukukun Öznesi mi, Nesnesi mi?
Aile, hukukun konusu olmadan önce toplumun kendisidir. Buna rağmen modern hukuk uygulamalarında aile çoğu zaman korunması gereken bir değer olarak değil, yönetilmesi gereken bir problem olarak ele alınmaktadır. Oysa anayasal düzlemde aile; korunması, güçlendirilmesi ve desteklenmesi gereken asli bir yapıdır.
Uygulama ve Mevzuat Arasındaki Çelişki
Bir hukukçu olarak sahada gördüğümüz tablo nettir: Mevzuat metinleri aileyi koruduğunu iddia ederken, uygulamada aile bağlarını zayıflatan, ebeveynlik ilişkisini çatışmaya dönüştüren ve çocuğu hukuki süreçlerin nesnesi haline getiren sonuçlar doğmaktadır. Bu çelişki, hukukun lafzı ile ruhu arasındaki mesafenin giderek açıldığını göstermektedir.
Aile hukukunda verilen her karar, yalnızca bir dosyayı değil, bir hayat düzenini etkiler. Velayet, nafaka, boşanma, kişisel ilişki tesisine dair her hüküm; geri dönüşü olmayan sosyal sonuçlar doğurur. Bu nedenle aile hukukunda “hız”, “kolaylık” veya “standart çözüm” arayışı yerine; adalet, ölçülülük ve toplumsal gerçeklik esas alınmalıdır.
Çözüm mü, Çatışma mı?
Bugün aileyi koruduğunu söyleyen pek çok düzenleme, aslında aile içi çatışmayı derinleştirmekte; ebeveynleri karşı karşıya getiren, çocuğu ise bu çatışmanın ortasında savunmasız bırakan bir işleyiş üretmektedir. Hukukun asli görevi, taraf üretmek değil; denge kurmaktır. Güçlü olanı değil, haklı olanı korumaktır.
Hukuk, aileyi ideolojik tartışmaların, geçici politik tercihlerinin veya istatistiksel yaklaşımların nesnesi haline getirdiği anda işlevini yitirir. Aile hukuku; sosyoloji, psikoloji ve toplumsal değerlerle birlikte düşünülmediği sürece, kağıt üzerinde doğru ama hayatta karşılığı olmayan kararlar üretmeye mahkûmdur.
Türkiye Aile Hareketi'nin Temel Yaklaşımı
Biz Türkiye Aile Hareketi olarak, aileye ilişkin her hukuki meselede şunu esas alıyoruz:
Aile korunması gereken bir sorun değil, yaşatılması gereken bir değerdir.
Ve hukuk, bu değeri zayıflattığı ölçüde değil; güçlendirdiği ölçüde meşrudur.
Bu nedenle Türkiye Aile Hareketi çatısı altında yürütülen her fikri ve çalışmayı, hukukun yeniden insan merkezli, aile merkezli ve adalet odaklı düşünülmesi için önemli bir zemini olarak görüyoruz.
İhtiyacımız olan şey yeni kavramlar değil; hukuku, aileyi gerçekten koruyacak şekilde yeniden yorumlayacak bir iradedir.