Son yıllarda kamuoyuna ve hukuk sistemine dayatılan “kadın ve erkek mutlak eşittir” anlayışı, toplumsal gerçekliği ve insan doğasını yok sayan ideolojik bir yaklaşımdır. Kadın ve erkek biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak aynı değil, farklıdır. Farklı olanı zorla eşitlemeye çalışmak, adalet üretmez; yeni adaletsizlikler doğurur.
Bizler kadınla erkeği karşı karşıya getiren bu söylemi reddediyoruz. Eşitlik, her koşulda aynı muameleyi yapmak değildir. Gerçek adalet; farklılıkları gözeten, sorumlulukları ve hakları dengeli biçimde dağıtan bir anlayışla mümkündür. Kadın ve erkeği aynı kalıba sokmaya çalışan her politika, aileyi ve toplumsal yapıyı zayıflatmaktadır.
Bugün gelinen noktada “eşitlik” adı altında:
Aile içi denge bozulmakta
Erkek sistemli biçimde yok sayılmakta
Çocukların üstün yararı geri plana itilmektedir
Bu anlayış, kadını da erkeği de mutlu etmemiş, toplumsal huzuru sağlamamıştır.
Biz açıkça söylüyoruz:
Kadın ve erkek eşit değildir; ama adalet karşısında eşit değerde insanlardır.
Toplum, ideolojik eşitlik dayatmalarıyla değil; adaletle ayakta kalır.
Yetkilileri ve kamuoyunu; kavramları doğru kullanmaya, eşitlik değil adalet merkezli bir yaklaşımı benimsemeye davet ediyoruz. Aileyi, çocukları ve toplumsal barışı koruyacak tek yol budur.